kukla oynu..
gerçek hayatın kuklarına hitaben..
siz onların öyle bir köşede sessiz sakin durduklarına bakmayın. hele bir ustasının eline geçsinler nasıl da dillenirler. konuşmaya başladıklarında neler söylerler, neler derler siz bilmezsiniz belki. ama usta bilir; sessiz harflerinden sesli harflerine kadar, şapkalı harflerine kadar bilir.
çocukken imrenirdim kukla oyunlarına.. bu imrenmem birilerinin dikkatini çekmiş olacak ki; şimdi masamın üzerinde dillenmeyi bekleyen ibiş kılıklı iki kukla beni süzüyor. aslında bir dönem bir hayli merak sarmıştım usta olmaya; ama bugün baktıkça manasız gözüküyor gözüme ustalık. nasılsa kuklaların ne söyleyeceğini hep biliyorsun, tartışmalar hep senin istediğin doğrultuda gidiyor. ustası için nasıl bir anlamı, nasıl bir heyecanı olur ki böyle bir oynun?
hem sadece ustası için mi? seyirciler için de anlamsız bir oyun değil midir kukla oynu? ustanın dudakları arasından çıkacak sözleri dinler, onlara gerekli gereksiz güler ya da üzülürsünüz. tamamiyle yapaydır gülmeleriniz yada üzülmeleriniz.. ve yine tamamiyle bir başkasının -ustanın- kontrolü altındasınızdır. gülmenize yada üzülmenize o karar vermektedir. siz farkına varmazsınız ama usta farkındadır; salondaki kuklaların sayısı hızla artmaktadır.
kuklalar için oyun anlamlı mıdır peki? elbette hayır. onlar için çok daha anlamsız ve heyecansızdır oyun. kendi sözlerini başkalarının dillerine teslim etmişlerdir. onlar için oyun herkes için oldugundan çok daha anlamsızdır. nihayetinde onlar birer kukladır.
peki, şimdi sizce usta elindeki bu kadar kuklayla nasıl bir oyun oynamayı düşünüyor olabilir?
&&&
hiçbir sorumluluğu üzerlerine almak zorunda degildirler. nihayetnde onlar birer kukladır öyle degil mi?
peki bu insanları kuklalıga sığındıran sinsi bir oynun kuralları mıdır; yoksa saflıklarının bir sonucu mu?
